Eğitim, gençlere ne kazandır(m)ıyor?

Dünya Ekonomik Forumunun yayınladığı rapora göre gelecekte, çalışanların sahip olması gereken beceriler arasında problem çözme, eleştirel düşünme ve yaratıcılık yer almaktadır. Türk öğrenciler PISA, PIRLS VE TIMMS gibi uluslararası sınavlarda son yıllarda ortalamanın altında başarı göstermişlerdir. Örneğin OECD tarafından son olarak 2015 yılında uygulanan PISA sınavında fen, matematik ve sosyal bilgiler ile ilgili sorulan eleştirel düşünme ve problem çözme ile ilgili sorulara verdikleri cevaplar sonucu ülkemizdeki öğrenciler sadece %2‘lik bir seviyeye sahip olup, sınava giren ülkeler arasında sondan ikinci olmuşlardır. Halbuki sınava giren ülkelerde eğitim gören öğrencilerin bu beceriler üzerine genel ortalaması %11’dir. Benzer sonuçlar bize eğitim sistemimizin bireylerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirme açısından yetersiz kaldığını göstermektedir

Bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı bu çağda, öğrencilerin bilgiyi anlamlandırmaları, diğer bilgilerle ve yaşamsal süreçlerle ilişkilendirebiliyor olmasını sağlayacak yaklaşımlar içeren bir eğitim bütünlüğüne ihtiyaç vardır.

Eğitim sistemi ne yazık ki sadece akademik başarı odaklı bir yaklaşım sergilemekte, bu yaklaşımı da yine ne yazık ki, bilginin öğretilmesi ve öğretilen bilginin sınavlarda hatırlanması ile değerlendirmektedir. Bu yaklaşım üzerinden gerçekleştirilen eğitim, bireylerin düşünme, üretme, ilişkilendirme, geliştirme ve ürettiğini değerlendirme becerileri yönünden eksik kalır. Bilgi, yaşantısal sürece aktarılmadıkça anlamsız ve işlevsizdir.

Eğitim, bireyin her yönden yaşama uyum sağlayacak becerilerinin gelişmesine ortam yaratmalıdır.  Bireyin gelişimi ve yaşama uyumu için gerekli beceriler, DUYGUSAL, DÜŞÜNSEL VE SOSYAL yönden bir bütünlük içinde oluşturulmuş program ve yaklaşımlarla mümkündür.

Eğitim hayatında, yaratıcı düşünme becerileri ile duygularını ve sosyal ilişkilerini yönetebilme becerilerindeki yeterlilik düzeyi, bireyin, iş, sosyal ve özel hayatında kendisini var etme edebilme düzeyi ile orantılıdır. Bu anlarla başa çıkabilmesi veya bu anları olumlu yönetebilmesi, bireyin geçmişteki yaşantıları, donanımları ve becerilerine göre değişiklik gösterecektir.

İşe alım süreçlerinde görülen en büyük eksiklik, Yaratıcı düşünme ve eylem becerilerindeki zayıflıktır. Bu becerilerin gelişimine, akademik başarının ön planda tutulduğu ülkelerde ne yazık ki destek verilmemekte, gençlerin kendi insiyatiflerine bırakılmaktadır. Okul çağındaki öğrenciler ise zamanlarını ve enerjilerini, ders notlarını yükseltmek için ya da bir şekilde sınıflarını geçmek için kullanmaktadır. Diğer zamanlarda ise yoğun olarak ekran kullanımını tercih etmektedirler.

Dolayısıyla gençleri içine alan bu çember, eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcılık gibi becerilerini sadece sınava çalışma, test çözme ya da ekran ilişkileri düzeyinde kullanmaktan ileri gidememektedir. Dolayısıyla gelecekte kendilerinden beklenen iş ve sosyal ilişkilerde kullanmaları gereken yaratıcı düşünme ve eylem becerileri yeterince gelişmemektedir.

Sonuç olarak; Bireyin eğitim sürecinde sadece bilgiye değil, bu bilgiyi kullanabilmelerini sağlayacak yaratıcı düşünme becerileri ve kendisini yaşama uyumlandırabilmesi için duygusal ve sosyal becerilere de ihtiyaç vardır.

A. Suat GÜNEŞ

Kurucu/Yaratıcı Drama Lideri

Leave a Reply